Kırık, düşme gibi vücudun darbe alması ya da aşırı güce maruz kalması sonucu veya bunlar olmasa dahi kemiklerdeki bütünlüğün bozulmasına denir. Kırıklar, cilt dokusunu da etkileyip etkilemediklerine bakılarak iki ana grup altında değerlendirilir: kapalı kırık ve açık kırık. Kapalı kırıklarda sadece kemik bütünlüğü bozulmuşken açık kırıklarda deri bütünlüğü de bozulmuştur. Kimi açık kırık vakalarında kırılan kemiğin ucu cildi yırtarak dışarı çıkabilmekte ve bu durum da beraberinde kanama, enfeksiyon ve kaynamama gibi riskleri beraberinde getirmektedir.
Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Parçalı bir kırık söz konusu olduğunda hastanın şoka girmesi muhtemeldir. Ayrıca daha önce de belirtildiği gibi açık kırıklar, hastanın enfeksiyon kapmasına neden olabilir.
Tüm bunlardan başka kırılan bir kemik çevresinde bulunan kas, damar ya da sinirlere de zarar verebilir. Bu nedenle kırık şüphesi varlığında hasta, tespit etme (sabitleme) ilk yardımı yapılmasının ardından zaman kaybı yaşanmadan bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.
HANGİ KIRIKLAR CERRAHİ GEREKTİRİR?
Kapalı redüksiyon ile tedavi edilme şansı bulunmayan ciddi kırıklara cerrahi müdahalede bulunulması gerekmektedir.
Atel ya da alçı ile sabitlemenin tedavi edemeyeceği kırıklar, ameliyatla yeniden konumlandırılmalıdır. Bunun dışında, kırık kemik atel ya da alçıyla sabitlenmiş ancak beklenen başarı elde edilememişse bu tedavinin ardından ameliyat gerekebilir. Sabitleme yönteminden yararlanıldığı kimi durumlarda yanlış kaynama söz konusu da olabilmektedir. Yanlış kaynamış kemiğinse düzeltilmesinin yolu, cerrahi işlemden yararlanmaktan geçer.
Kırık türü "açık" olup derecesi orta ya da ileriyse veya kırık; çokluysa, çevredeki kaslara, bağlara, damarlara, sinirlere vs. zarar vermişse/verebilecekse de ameliyat gerekir. Hastanın yaşı da kırığın ameliyatla tedavi edilip edilmemesi gerektiğine ışık tutar. İleri yaşta bir hastanın, uzun süreli dinlenmeyi gerekli kılan cerrahi dışı kimi uygulamalar nedeniyle ek sıkıntılar yaşaması muhtemeldir. Bu tür durumlarda ameliyat tercih edilir. Ayrıca, gelişim çağındaki çocuklarda da şayet kırık, büyüme esnasında sorun yaratacak nitelikteyse ameliyat gerçekleştirilir.
Patolojik kırıkların (örneğin tümör varlığının tetiklediği türdekiler) da cerrahi müdahale gerektirdiği kimi durumlarla karşılaşılmaktadır.
KIRIK REHABİLİTASYONUNDA BİZLER NELER YAPIYORUZ? SÜREÇ NASIL İLERLİYOR?
Üst ve alt ekstremite kırıklarında, kırık sonrası rehabilitasyon programlarında genel anlamda eklem hareket açıklığı, germe, güçlendirme, enerji koruma teknikleri yer almaktadır. Alt ekstremite kırık rehabilitasyonlarına mutlaka denge egzersizleri ve proprioseptif egzersizler dahil edilmektedir. Fizyoterapistlerin asıl amacı hastanın kırık olduğu bölgedeki hareket açıklığını eski fonksiyonuna yakın düzeyde kazanabilmek, ağrı durumunu en aza indirgeyebilmek ve ödem, ekimoz vb. beraberinde gelen cilt problemlerini ortadan kaldırarak hastanın yaşam kalitesini arttırmak hedeflenebilmektedir.
Diğer periferik eklemlerde görülen kırık rehabilitasyonun amacı ise, yaralanmanın kendisi, immobilizasyon, uygulanan atel/alçı veya cerrahi girişimin bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek hareket, kuvvet ya da propriosepsiyon kaybını düzeltmektir. Yoğun rehabilitasyon ile bireylerin yaralanma öncesi düzeylerine en yakın olacak şekilde ulaşmalarını sağlamak hedeflenir.
Kırık tedavisinin ilk aşamasında olay akabinde uygulanan şeylerden biri de aslında ilk yardım vardır. Hızlı bir iyileşme süreci için ilk yardımın da sonrasında uygulanan tedavinin de bilinçli bir şekilde yapılması gerekir.
İlk yardım sonrasındaki kırık tedavisi yöntemleri iki ana başlık altında ele alınabilir: cerrahi ve cerrahi olmayan. Kırık türü, tedavi yöntemlerinden hangisinin seçileceğinde belirleyici etmendir.
Yeterli kan dolaşımı iyileşme için çok önemlidir. Kemik, insan vücudundan kendini onarabilen nadir organlar arasındadır. Kemikteki kırıkların iyileşmesi birçok faktöre bağlıdır. Büyüme, antioksidanlar, kemiği yıkan ve tekrar yapan hücreler, hormonlar, aminoasitler ve sayısız besin maddeleri ile yeterli kan dolaşımı kemiğin iyileşmesinde önemli role sahiptir. Kemiklerde kırık oluştuğu an onarım süreci başlar. Kırık kemiklerin iyileşmesi üç evreye ayrılır. Yangı yani inflamasyon evresi ilk evredir ve kemiğin kırılması ile başlar, birkaç gün devam eder. Kemiğin yeniden yapılanması aylarca sürer
İkinci evre tamir evresidir ve kırık oluşumundan yaklaşık 2 hafta sonra başlar. Bu evrede osteoblastların ve kondroblastların ürettikleri proteinler, üzerlerine kalsiyum minerali çökmesi ile sertleşmeye başlar ve ‘yumuşak kallus’ denilen kırığı sabitlemekle görevli yapı ortaya çıkar. Yeni oluşan yumuşak kallus dokusu 6-12 hafta aralığında sertleşerek, yük taşıyabilir duruma gelen sert kallusa dönüşür. Doktorların, ‘kemiğiniz iyileşmiş’ söylemi aslında ‘sert kallus’ oluştuğu anlamına gelir. Üçüncü evre ise kemiğin eski haline dönüşmesi için gereken yeniden yapılanma (remodelling) evresidir ve aylarca devam eder.
Kırık sonrası morluk iyileşme belirtisidir
Kırık çevresinde kemik ve çevre dokulardaki damarlarından sızan kan ile bir pıhtı oluşur ve cilt üzerinde morluk ortaya çıkar. Halk arasında kangren olma belirtisi olarak bilinen morluk, aslında iyileşmenin bir göstergesidir. Kırığı tamir edecek olan hücrelerin, kırık bölgesine toplanması nedeniyle morluk oluşur. Bu süreçte hücreler arası iletişimi sağlayan sinyal molekülleri salınmaya başlar ve ortamda kemik üreten (osteoblast) ve kıkırdak üreten (kondroblast) hücreleri ortaya çıkar. Takip eden birkaç hafta boyunca osteoblast ve kondroblast hücreleri kemik dokuyu üretmekle meşgulken osteoklastlar da (kemik hücreleri) bölgedeki kemik atıklarını temizler.